Tarihte bugün: 1 temmuz – En Son Haberler

23.06.2022 15:26 Son Güncelleme: 23.06.2022 15:28 ‘Atları da Vururlar’, ‘Akbabanın Üç Günü’, ‘Benim Afrikam’, ‘Totsie’ şeklinde filmleriyle meşhur Sydney Pollack, kendini ve yönetmenliğini anlatırken şunları söylüyordu: “Benim durumum şüphesiz diğerlerininkinden fazlaca değişik, zira ben yönetmenlik sanatının sadece yönetmen olduktan sonrasında öğrendim. Bu mesleğe birazcık talih eseri girdim. Başlangıçta bu işi yapmak için ne eğitimim ne de isteğim vardı… “Ondokuzumdan yirmiüç yaşıma kadar oyunculuk dersleri verdim. Sonrasında bigün bana tv için film yapmam önerildi ve ben de işin içinden iyi mi çıkacağımı pek bilmediğim halde bu öneriyi kabul ettim… “Başta organik olarak yalnız aktörlerin performansıyla ilgileniyordum. Gerisi yalnız görüntüyü eklemekten ibaretti. Seneler geçtikçe yönetmenliğin kendine özgü bir dilbilgisi ve kelime dağarcığına haiz, gerçek bir sanat içerikli lisan bulunduğunu anladım… “Seyirciye belirli çerçevelemeler ve kamera hareketleri ya da bazı plan değişiklikleriyle bir bilgiyi iletmeyi başarabilmenin verdiği inanılmaz tatmini hissetmeye başladım. Fakat her şeye karşın ben hala fazlaca ‘teknik’ yönetmenler içinde değilim… “Beyaz perdede beni her şeyden fazlaca ilgilendiren şey gerçek hayatta olduğu şeklinde insanoğlu arasındaki ilişkilerdir. Benim için, filmdeki iki karakterin ilişkisi daha geniş temalar için bir metafordur. Buna konsantre olmayı seviyorum. Geri kalan her şey ikinci planda… “Ben, yönetmenlik sürecini entellektüel hale getirmemek icap ettiğinin önemine inanıyorum. En azından çekim esnasında… Filmlerim üstüne çekimlerden ilkin ve bilhassa de çekimler bittikten sonrasında düşündüğüm olur, fakat bunu kesinlikle çekimler esnasında yapmam… “Benim için mühim, hatta yaşamsal olan şey filmin temasını ve ana fikrini öncesinden belirlemektir. Buna hakim olduğum anda çekimler esnasında verdiğim tüm kararlar organik olarak ortaya çıkmaya adım atar ve yönetmenlikle ilgili tüm tercihlerim şuursuz bir halde bu ana temadan etkilenir… “Sözgelişi ‘Akbabanın Üç Günü’ (Three Days of the Condor) itimat ve güvensizlik üzerine bir filmdir. Robert Redford başlangıçta etrafına fazla güvenen fakat sonrasında olayların akışıyla hiç kimseye inanmamayı öğrenen birini canlandırıyor. Faye Dunaway ise hiç kimseye güvenmeyen, fakat bu trajik deneyimden sonrasında insanlara açılmaya süregelen bir bayanı oynuyor… “Buna karşılık ‘Benim Afrikam’ (Out of Africa) haiz olmak üzerine bir film. Meryl Streep enerjisini her şeye kabul ettirmek istiyor, hatta bir nehrin yolunu değiştirmeyi bile deneyecek kadar ileri gidiyor. Bilhassa de özgürlüğün ta kendisi olan Robert Redford’u mısra getirmeye çalışıyor… “Bu iki filmi ele alır ve bölüm bölüm çözümleme edersek, bu fikirler karşısında verdiğim tüm sahneye koyma kararlarının doğruluğunu kanıtlayabileceğimi sanıyorum. Bu ana tema terimini sık sık bir heykel traşın heykel yapışıyla karşılaştırıyorum… “Heykeltraş bir çeşit metal iskelet yaparak işe adım atar ve buna insan şekli vermek için iskeleti yavaş yavaş çamurla kaplar. Heykelin ayakta durmasını iskelet sağlar. O olmadan her şey yıkılır. Fakat heykel bittiğinde iskelet artık görünmemelidir, yoksa her şey çok kötü olur… “Beyaz perdede da bu aynıdır. Ben seyircinin ‘Akbabanın Üç Günü’nü seyrederken, ‘ah, bu itimat üzerine bir film’ demesini kesinlikle istemem. Eğer bu olursa işimi fena yapmışım anlamına gelir…” Günün öteki mühim vakaları 1683: Kara Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı orduları, Viyana önlerine geldi.1736: 23’üncü Osmanlı Padişahı III. Ahmet yaşamını yitirdi.1798: Napolyon, İskenderiye’ye çıkarak Mısır’ı işgale başladı.1839: Padişah II. Mahmut öldü; yerine Sultan Abdülmecit geçti.1911: Kandilli Rasathanesi kuruldu.1920: Ankara’da subay yetiştirilmek suretiyle ‘Sunuf-u Muhtelife Zabit Namzetleri Talimgahı’ açıldı.1925: İlk piyango, Türkiye Tayyare Cemiyeti Mektepleri yararına düzenlendi.1926: Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girdi. Kanun, 1889 İtalyan Zanardelli Yasası esas alınarak hazırlandı. Yasa, bugüne dek 54 kez değişikliğe uğradı.1927: İstanbul’dan 16 mayıs 1919’da ayrılan Mustafa Kemal, kurtuluştan sonrasında ilk kez İstanbul’a gelişinde büyük törenlerle karşılandı.1927: 500 ve 1,000 liralık banknotlar tedavüle çıkarıldı.1929: Ankara-İstanbul içinde ilk telefon bağlantısı kuruldu.1935: Mimar Sinan’ın biyolojik ve morfolojik yapısını incelemek suretiyle mezarı açıldı.1945: Bilim ve politika adamı Dr. Adnan Adıvar yaşama veda etti.1955: Bilim ve politika adamı Dr. Adnan Adıvar, İstanbul’da hayata veda etti.1961: İngiltere, Irak işgal edebilir nedeni öne sürülerek Kuveyt’e asker çıkardı.1964: Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, Kıbrıs devleti diye bir gerçeğin olmadığını, Ada’da iki ayrı toplumun bulunduğunu, çözümün çifte milliyet temelinde anayasanın tekrardan düzenlenmesine dayandığını söylemiş oldu.1968: Nükleer Silahları Sınırlandırma Anlaşması imzalandı.1971: ‘Ümit’ filmini Cannes Film Festivali’ne izin almadan gönderilmiş olduğu nedeni öne sürülerek Yılmaz Cenup hakkında dava açıldı.1974: Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron öldü; yerine eşi Isabel Peron geçti.1984: TRT, televizyonda tamamen renkli yayına geçti.1988: Sovyetler Birliği’nde Komünist Partisi, Gorbaçov’un ‘Perestroika’ politikasını onayladı.1989: Politika adamı ve dış ilişkiler uzmanı Hasan Esat Işık vefat etti.1994: Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat, 27 senelik sürgünden sonrasında Filistin topraklarına ayak bastı.1996: Türkiye’nin ilk nükleer reaktörü Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde yapılmaya başladı.1997: Hong Kong, 156 senelik İngiliz yönetiminin arkasından Çin egemenliğine girdi.2004: Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin mahkemeye çıkarıldı. Tarihte bugün arşiviEkim ayı arşiviKasım ayı arşivi Aralık ayı arşiviOcak ayı arşiviŞubat ayı arşiviMart ayı arşiviNisan ayı arşiviMayıs ayı arşiviHaziran ayı arşivi

Son Dakika Haberler