Tarihe ışık tutacak! Van’da Hülagü’den iz arıyorlar!

24.06.2022 18:07 Haber Deposu: İHA Van’ın Çaldıran ilçesinde 1260’lı yıllarda Moğol İlhanlı Devleti hükümdarı Hülagü Han tarafınca inşa ettirildiği kabul edilen yazlık saray ve kent kalıntılarını bulmak için Türk ve Moğolistanlı bilim adamları emek verme başlattı. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezinden Prof. Dr. Şaban Doğan’ın katkılarıyla Türk İslam Arkeolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ersel Çağlıtütüncigil başkanlığında Moğolistan Devlet Üniversitesi Tarih Kısmı Öğretim Üyesi ve Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Dr. Ankbayar Danuu ile beraber tarihçi, kazıbilimci, Sinolog ve Türkolog başta olmak suretiyle Türk ve Moğol bilim adamlarından oluşan bir ekip, Van çevresinde arkeolojik yüzey araştırmaları için harekete geçti. Bu çerçevede Kültür ve Gezim Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün resmi izniyle Van’a gelen bilim adamları, tarih kaynaklarında İlhanlı Devleti hükümdarı Hülagü Han’ın 13. yüzyılın ikinci yarısında Çaldıran’da yazlık bir saray inşa ettirdiği bilgisi üstüne Van’da İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğünün desteğinin yanı sıra Van Valiliği ve Van İl Kültür Müdürlüğünün yardımları ile başta Van Müzesi’nde bulunan ve İlhanlı hükümdarı Hülagü Han tarafınca inşa ettirildiği kabul edilen sarayda kullanıldığı tespit edilen eserleri inceledi. Eserlerin bulunmuş olduğu tahmin edilen Erciş, Muradiye ve Çaldıran Ovası’na da giden ekip, bölgede yürüttükleri yüzey araştırmaları esnasında İlhanlılar dönemine ilişik olabileceğini düşündükleri bir kervansaray ve seramik fırını kalıntıları tespit etti. Kültür varlıkları envanterine kayıtlı olmadığı belirlenen ve şu an için temel seviyesine kadar yıkık olduğu anlaşılan kervansarayın ortalama bin metrekarelik bir alana oturmuş olduğu belirlendi. Kervansarayın içinde çeşitli seramik kalıntıları da bulunmuş oldu. Zamanı İpekyolu güzergahında yer edinen ve uzun süre kullanıldığı belirlenen kervansaray ve çevresinde kazı çalışmalarının yürütülmesi hedefleniyor.
Yüzey araştırma çalışmalarını İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Moğolistan Devlet Üniversitesi ortaklığında kurulan Türkiyat Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Çağlıtütüncigil, “Yüzey araştırmamız zamanı kaynaklarda ve bilimsel yayınlarda varlığından söz edilen sadece yeri ve varlığı kati olarak belirlenemeyen Van-Aladağ bölesindeki İlhanlı Hükümdarı Hülagü Han’ın kurdurmuş olduğu yazlık merkez, saray yada kentin yerinin tespiti amacını taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda sarayın varlığının arkeolojik verilerle de kanıtlanması için Moğol Devlet Üniversitesinden bilim adamlarının da katılımıyla saha emek harcaması ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bu emek harcamalar doğrultusunda inşa edilen bu sarayın varlığının arkeolojik kalıntılarla da kanıtlama edilmesi, Anadolu şehir mimarlığı ve şehir zamanı bakımından da oldukça önemlidir. Zamanı kaynaklar ışığındaki verilerin arkeolojik kanıtlarla desteklenmesi Anadolu’da İlhanlılar tarafınca sıfırdan kurulmuş bir şehir merkezi olmasının yanı sıra ilk kez Anadolu’da bir İlhanlı-Moğol yapısına şahitlik edecektir. Sarayın müessese, coğrafi konum, mimari ve ekonomik yönleriyle Moğolistan geleneklerinin tesirini taşımış olduğu açıktır. Kısa bir sürede kurulmuş olmasına karşın ortalama 100-150 yıl sonrasında terk edilmiş, zaman içinde da adı ve yeri unutulmuştur. Bugüne kadarki arkeolojik veriler ışığında Anadolu-Türk mimarlık zamanı araştırmalarında bilhassa 13-14. yüzyıl Anadolu’daki İlhanlı-Moğol mimarisinin genel kabullerle Selçuklu geleneğini devam ettirdiklerini görmekteyiz. O nedenle Van şeklinde mühim bir eski kervan yolu üstünde yer edinen bölgede İlhanlıların Anadolu Selçuklu geleneğinden değişik olarak bir şehir ve yapılar inşa etme isteği önemlidir” dedi. Bu yüzey araştırmasının ilk neticelerini Van’ın kuzeydoğusunda, Çaldıran Ovası’nda Moğolistan kentlerindeki geleneğe benzeyen ‘Karakurum, Karabalgasun, Por-Bajin’ şeklinde arkeolojik verilerin ortaya koymakta bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Çağlıtütüncigil, “Bu rahat yüzey taraması sonucunda alanda tespit edilen arkeolojik verilerin fazlaca daha fazlasının bilimsel sondaj ve kazılarla ortaya çıkacağı ve etkisi altına alan bir arkeolojik alan olacağı muhakkaktır. İlerde yapılacak daha kapsamlı bilimsel çalışmalarla Anadolu’daki bu İlhanlı-Moğol kültürünün siyasal, inanç, yerleşik seviye, askeri, iktisat, yerleşik seviye, kentlilik ve şehir kurgusu açısından geçmiş deneyimlerinin anlaşılabilmesi ve öncüleri ile bağlantılarının değerlendirilmesinin yapılması bakımından önemlidir. İlerde yapılacak çalıştay ve bilimsel kazılarla İlhanlıların Anadolu’da belirlenen bu sarayı eski ve yeni inançları ışığında öteki Moğol kentlerindeki etkileriyle beraber konum, müessese, kurgu, planlama, iktisat, askeri-siyasi ve mimarlık yönleriyle incelemeyi amaçlamaktayız. Bu bağlamda zamanı kaynaklarda bahsi geçen ve Van-Aladağ civarında yer almış olduğu söylenen İlhanlı devletinin yazlık merkezini bulmak için bölgede zamanı, coğrafi ve arkeolojik araştırma yapmak suretiyle bir yüzey araştırması gerçekleştirdik” diye konuştu.
“Bu araştırmanın amacı bir tek İlhanlıların bu yazlık sarayın yerinin belirlenmesi, var ise arkeolojik kalıntılarının tayinidir” diyen Prof. Dr. Çağlıtütüncigil, “Dolayısı ile herhangi bir kazı ve sondaj emek harcaması yapılmamıştır. Van Müzesi envanterinde “İlhanlı Maskları” olarak kayıtlı bulunan sadece İlhanlı-Moğol geleneğinde yapılmış çatı kiremitleri oldukları belirlenen eserlerden yola çıkarak başlattığımız bu çalışmamız esnasında bir ekip arkeolojik kalıntıların varlığı bölgedeki İlhanlı-Moğol kültürünü belirlemede mühim bir rol oynayacağını düşünmekteyiz. Kaynaklarda sözü geçen yazlık saray mevzusunda emek harcamalar meydana getiren bilim adamları bunun bir ahşap saray olabileceği hususiyeti üstünde durmuş ve bu yüzden günümüze kadar gelememiş bulunduğunu ifade etmişlerdir. Kalıntılar İran’dan Anadolu’ya giriş bölgesinde eski bir kervan yolu güzergahı üstü yer verilmiştir. Gerek bölgede yüzyıllar süresince devam eden savaşlar, gerekse zelzele şeklinde naturel afetlerle beraber insan eliyle meydana gelen tahribat da eklenince kalıntılar ve yapılar bugün tamamıyla harap durumdadır. Bunlar kısmen tahrip edilmişlerse de ana işlevleri bozulacak şekilde değildirler. Halk tarafınca buradaki kalıntıların 800-850 yıl öncesine ilişik olduğu da dile getirilmekte” dedi.
Prof. Dr. Çağlıtütüncigil, “Bu yazlık merkez hakkında dikkat çeken en mühim husus ise Van Müzesi’nin envanterine 1997 ve 2002 yıllarında giren ve yaptığımız araştırmalarımız neticesinde müzeye buradan getirildikleri belirlenen hayvan maskı şeklindeki çatı kiremitleri ve Tsam’dır. Moğolistan bölgesinde Karakurum, Por-Bajin ve Karabalgasun şeklinde kentlerde de benzerlerini gördüğümüz bu çatı uçlarını kapamaya yarayan 10-12 santim çapındaki diskler pişmiş topraktan yapılmıştır. Bu çatı kiremitlerinin öteki Moğol kentlerindeki unsur ve ayrıntılarla benzeşmesi ve karşılaştırılması bir yana İlhanlılar tarafınca yeni fethedilen toprakların geliştirilmesi ve inşası için yapılar inşa edildiğini de göstermektedir. İnsan başı şeklindeki Tsam kireçten yapılmıştır. Kafası uzunca bir formuna benzemekte olup, boynundan aşağı kısmı yoktur. Alnının tam ortasında iki çıkıntı, yarım daire şeklinde iki gözü ve açık ağzı var. Bunun bir mabet yapısında dini şölen esnasında kullanıldığı düşünülmektedir. Bir tek yazları ikamet etmek için kullanılmış olan yerleşim yeri için Moğol, Çinli ve Soğdlu mimar ve sanatçılar çalıştırılmış olmalı. Anadolu’daki bu arkeolojik kalıntı ve buluntuların önemi, Anadolu ve İran’daki Selçuklu ve öteki Türk-İslam geleneğinden değişik olarak Moğol geleneğine uzanan izler içermesidir. Bu kalıntılar Ortaçağ’daki İlhanlıların şehir planlama ve mimari tekniklerine garip ve alışılmışın haricinde bir örnek teşkil edecektir kanısındayız. Netice olarak bu araştırma 13-14. yüzyıl Türk-Moğol dünyası için mühim bir gelişme olarak Anadolu’da bir İlhanlı-Moğol merkezini ortaya çıkarmış olacaktır” şeklinde konuştu.

Son Dakika Haberler